mp3 downloadunblock facebook
                             

Emekli olmak için gereken yaş haddi, Torba Kanun ile kaldırıldı mı?

Perşembe, 08 Eylül 2011 08:50 yönetici
Yazdır PDF
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ağustos ayı başında bazı yayın organlarında çıkan “işsizlik maaşının iki katına çıkacağına” ilişkin haberlerin yalan olduğunu teyit eden açıklamalarda bulundu.

Hükümetin Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi’nde yer aldığı iddia edilen işsizlik maaşına ilişkin yeni düzenleme, geçtiğimiz haftalarda birçok medya organında “işsizlik maaşı 1.256 lira olacak” türü haberlerle duyurulmuştu. soL Haber Portalı, konuya ilişkin haberinde bunun büyük bir yalan ve hükümet yalakalığı olduğunu açığa çıkarmış, sözkonusu düzenleme gerçek olsa bile, bunun işsizlik maaşının artması anlamına gelmediğini göstermişti.

AKP’nin kıdem tazminatı fonu başta olmak üzere emek piyasasına getirmeye hazırlandığı düzenlemelerin bir bütün olarak meşrulaştırılmasına hizmet ettiği görülen bu haberler, daha üzerinden 20 gün geçmeden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından yalanlandı.

“İşsizlik maaşı asgari ücreti geçmemeli”
Bakan Çelik, 19 Ağustos 2011 tarihli Zaman gazetesinde yayınlanan demecinde “Bu ödeme işsizliği teşvik önlemleri değil. 650 TL asgari ücret veriyor, işsizlik maaşı olarak da bin liranın üzerinde bir rakamı telaffuz ediyorsanız, o zaman siz insanların işsiz kalması için bir altyapı oluşturuyorsunuz demektir. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Gönül arzu eder ki işsizimize bin liranın üzerinde para verelim, asgari ücretleri bin liraya çıkaralım” şeklinde konuştu.

Çelik’in bu açıklamalarında, işçinin işsiz kalmayı nasıl olup da “tercih edebileceği” sorusunun yanıtsız kaldığı görülüyor. Zira işsizlik maaşına hak kazanmak için, işçinin kendi kusuru dışında işten çıkarılmış olması gerekiyor. Başka bir deyişle, işsizlik maaşı ancak, iş akdinin işveren tarafından keyfi olarak feshedilmesi, işyerinin kapanması, ya da işçinin işverenin kusurunu/hak ihlalini (ücret ödememe, fazla mesai verme, hakaret, taciz, vb.) ispat ederek istifa etmesi gibi durumlarda alınabiliyor. Ayrıca işçi, belirli süreli bir iş akdinin sona ermesi sonucu işsiz kaldığında da işsizlik maaşı almaya hak kazanıyor.

Dolayısıyla işsizlik maaşı asgari ücretin üzerinde bile olsa, işçinin yalnızca aldığı ücreti beğenmeyip işten istifa ederek işsizlik maaşından yararlanmak, ya da “ben çalışmayıp işsizlik maaşından yararlanacağım” demek gibi bir şansı bulunmuyor.

Öte yandan, asgari ücretler Çelik’in “temenni” ettiği gibi 1.000 liraya çıkarılsa dahi, bu parayla bir ailenin nasıl geçinebileceği meçhul. Türk-İş’in araştırmasına göre, Temmuz 2011 itibariyle dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 2 bin 844 lira. Tek bir işçinin, ailesi hesaba katılmaksızın, yalnızca kendini geçindirebilmesi ve insan onuruna bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli harcama tutarı ise 900,55 lira.

İşsizin parası “dikkatli” kullanılmış!
Bakan Çelik, açıklamasının devamında “İşsizlik fonunda 50 milyar liralık varlık var. Bugüne kadar bu parayı dikkatli kullandık. Çünkü bu, işsizlerin parası" şeklinde konuştu.

AKP hükümetinin İşsizlik Sigortası Fonu’nu nasıl “dikkatli” kullandığı, küresel krizin Türkiye’yi vurduğu 2008-2009 yıllarında net bir biçimde görülmüştü. AKP hükümeti kriz nedeniyle üretim azaltan şirketlerin işçi ücretlerinin İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması yönünde adım atmış ve birçok özel şirket kriz dönemini kârlı geçirmesine rağmen “kısa çalışma ödeneği” adı altında bu fondan yararlandırılmıştı. Üstelik birçok örnekte şirketler devletten bu ödeneği aldığı halde işçilerini aylar boyunca ücretsiz izne çıkarmış, kısa çalışma ödeneğinin yasal süresi dolduktan sonra ise binlerce işçi işten çıkarılmıştı. Başka bir deyişle, işçilerin maaşlarından kesilerek oluşturulan fon, kriz bahanesiyle patronlara peşkeş çekilmişti.

Çelik’in açıklamaları, hükümetin fonda biriken 50 milyar liranın bundan sonra daha da “dikkatli” kullanılmaya devam edeceğini ortaya koyar nitelikte.

Meğer 1500 lira işsizlik ödeneği “2023 hedefi”ymiş
İşsizlik ödeneğini 6 aydan 8 aya çıkarma noktasında çalışma yaptıklarını söyleyen Çelik, açıklamasında kamuoyunda tartışılan "1500 liralık işsizlik maaşı" iddialarına da değindi. "İşsizlik ödeneği şu anda 332-670 TL arasında. Bunların süreç içerisinde artışı sağlanmıştır, sağlanmalıdır ama bunun ölçüleri önemlidir. Hangi yüzdeler olacak bu önemlidir. Türkiye'nin 2023 yılı hedeflerini 2011'de konuşmak doğru değil" şeklinde konuştu. 1500 liralık işsizlik maaşının 2023 fiyatlarıyla mı, yoksa 2011 fiyatlarıyla mı ifade edildiği belirsizliğini korurken, asgari ücretin 2023 yılında 1500 liranın üzerinde olup olmayacağı ise anlaşılamadı.

Kıdem tazminatı fonu işçiyi koruyacakmış!
Kıdem tazminatı fonunun 1970’ten beri yapılan girişimlere rağmen bir türlü uygulamaya geçirilememiş olmasından yakınan Çelik, hükümetin kazanılmış hakları koruyacağını ve bundan asla taviz verilmeyeceğini iddia etti. Çelik açıklamasının devamında “İkinci ilkemiz ise sosyal taraflarla konu enine boyuna konuşulacak, bir uzlaşı sağlanacak. Bu iki şartın oluşumuyla kıdem tazminatının fona geçişi gerçekleştirilmiş olacak. Bu konuya mutlaka neşter atılmalı. Çünkü hem işveren hem de işçi yönünden sıkıntılar var" şeklinde konuştu.

Hak kaybı yok mu?
Kıdem tazminatında fon uygulamasının, esas itibariyle iş güvencesinin ortadan kaldırılması anlamına geldiği ve “emek piyasası katılıkları”nı önlemek doğrultusunda benimsendiği biliniyor. Zira işverene ait bir yükümlülük olan kıdem tazminatının fona devredilmesi, işverenin işçiyi daha az maliyetle işten çıkarabilmesini sağlıyor. Bu durum Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi’nde de “işten çıkarma maliyetlerinin çok yüksek olduğu” yakınmasıyla açıkça ortaya konuluyor. Dolayısıyla Çelik’in “hak kaybı yok” iddiasının aksine, işçiyi koruyan en temel düzenlemelerden biri ortadan kaldırılıyor ve fon uygulaması sayesinde keyfi işten çıkarmalar çok daha kolay hale getiriliyor. Fon uygulaması, Çelik’in sözünü ettiği “hem işveren hem de işçi yönünden sıkıntılar”ın yalnızca işverene ait olan kısmını ortadan kaldırıyor.

SSK

SSK Kullanıcı Girişi